Dedemin 1930’larda Kendi Elleriyle Yaptığı Antika Ayakkabı Kalıbı | Ayakkabıcılık Mirası

```html Dedemin 1930’larda Kendi Elleriyle Yaptığı Antika Ayakkabı Kalıbı | Ayakkabıcılık Mirası

Dedemin 1930’larda Kendi Elleriyle Yaptığı Antika Ayakkabı Kalıbı

Bu kalıp sadece eski bir ayakkabı kalıbı değil.

Bu kalıp aynı zamanda dedemden kalan bir ustalık hikâyesi ve bir miras. Sanırım bu sanata olan tutkum da biraz buradan geliyor. Böyle bir dedenin torunu olduğum için bu zanaata bu kadar bağlıyım. Ne de olsa bu meslek biraz da genlerimde var.

Dedem ayakkabıcılığı çok küçük yaşlarda öğrenmiş. O yıllarda henüz kalfalık dönemindeymiş ve atölyede babasıyla birlikte çalışıyormuş. Dedemin babası yani benim büyük dedem o atölyenin ustasıymış. Dedem ustalığı babasından öğrenmiş.

Bir gün atölyeye bir müşteri geliyor. Ama istediği ayakkabı oldukça zor bir model.

Dedemin babası modeli dinledikten sonra siparişi kabul etmiyor ve müşteriyi geri çeviriyor.

Müşteri gittikten sonra dedem babasına dönüp soruyor:

"Baba neden siparişi almadın? Biz bunu yapabiliriz."

Dedemin babası şaşırıyor ve soruyor:

"Oğlum nasıl yapacağız?"

Dedem ise ayakkabının nasıl yapılabileceğini tek tek anlatmaya başlıyor. Nasıl bir kalıp yapılması gerektiğini, derinin nasıl çekileceğini ve tabanın nasıl uygulanacağını anlatıyor.

Dedemin babası bir süre onu dinliyor ve sonunda şöyle diyor:

"Git o adamı geri çağır."

Müşteriyi tekrar çağırıyorlar ve siparişi kabul ediyorlar.

Dedem o ayakkabıyı büyük bir sabır ve ustalıkla yapıyor.

Ayakkabı teslim edildiğinde müşteri ayakkabıyı eline alıyor, uzun uzun inceliyor. Derinin duruşuna, formuna ve zarifliğine bakıyor.

Sonra dedemin ustalığına hayran kalıyor.

O kadar etkileniyor ki ayakkabının ücretinden çok daha fazlasını ödüyor ve ücretin üzerine bir altın bırakıyor.

İşte bu kalıp o dönemin bir hatırası.

Dedemin kendi elleriyle yaptığı kalıplardan biri.

Neredeyse 100 yıllık bir zanaat hatırası

Başta bu kalıbın yaklaşık 50 yıllık olduğunu düşünüyordum. Ama sonradan öğrendim ki bu kalıbın hikâyesi aslında 1930’lu yıllara kadar uzanıyor.

Yani neredeyse bir asırlık bir zanaat mirası.

Bu eski kalıplara dikkatli bakmaya başladığımda içlerinden biri özellikle dikkatimi çekti.

  • Kendinden topuklu bir formu var
  • Taban kavisi oldukça dik
  • Sağ ve sol farkı neredeyse yok
  • Kalıp yekpare yani künyesi yok

Bu yüzden bu kalıpla nasıl bir ayakkabı yapılmış olabileceğini merak etmeye başladım.

Google’da aradım.

Pinterest’te aradım.

Eski ayakkabı fotoğraflarına baktım.

Ama bu kalıba benzeyen bir ayakkabının hiçbir görselini bulamadım.

Ben de merak edip elimdeki kahverengi saraç dikişli püsküllü loafer sayasını bu kalıba çekmeyi denedim.

Hatta bütün kalıplar arasında en son bu kalıba denedim.

Çünkü kalıbın topuğu kendinden olduğu için sayanın bazı kısımlarının alt tarafa gömülebileceğini düşündüm.

Benim tahminim şu:

  • Bu kalıba saya çekiliyor
  • Topuk kısmı içe doğru kaplanıyor
  • Topuğu da kapsayan platform tarzı bir taban uygulanıyor
  • Ayakkabı kalıptan çıktıktan sonra içine ahşap bir topuk yerleştiriliyor

Fakat kalıba baktığımda başka bir detay daha dikkatimi çekti.

Kalıp tamamen yekpare.

Yani künyesi yok.

Yanlarında kalıbı çıkarmak için kullanılan kanca delikleri de yok.

Bu yüzden aklıma başka bir ihtimal daha geldi.

Belki de bu kalıp terlik yapımında kullanılmış olabilir.

Ama eğer öyleyse şu soru ortaya çıkıyor:

Neden kendinden topuklu?

Belki de sadece ön kısmı kullanılıyor ve arka topuk formu sayayı çekerken ayağın yüksekliğini dengelemek için yapılmış olabilir.

Dayımdan öğrendiğim önemli bir bilgi

Bu konuyu dayımla konuştuğumda çok ilginç bir bilgi öğrendim.

Dayımın anlattığına göre bu kalıp sıradan bir ayakkabı için yapılmamış.

Eskiden Anadolu’da bazı zengin ve varlıklı kişiler ökçeli mes giyermiş.

Mes yani çorap gibi ayağa giyilen ince bir iç ayakkabı.

Bu kalıpla yapılan ayakkabılar da o ökçeli mes ile birlikte giyilen lüks ayakkabılarmış.

Yani bu kalıp aslında dönemin zengin kesimleri için yapılmış özel bir ayakkabının kalıbı olabilir.

Restorasyon planı

Bu kalıbın kısa bir videosunu Instagram hikâyemde paylaştım.

Ve ilginç bir şey oldu.

Bir müşterim bana ulaştı.

Shannon Myreon markasının sahibi.

Kalıbı çok beğendiğini yazdı.

Ben de ona bu kalıbı günümüze uyarlayıp restore etmek istediğimi ve bunun için sponsor aradığımı söyledim.

O da birlikte çalışabileceğimizi söyledi.

Eğer kalıbın restorasyon sürecinde destek olursa tüm süreç boyunca marka ismi yer alacak ve restore edilmiş kalıpla yeni ayakkabı tasarımları da yapılabilecek.

Yani bu eski kalıp sadece geçmişin bir hatırası değil.

Belki de yeniden doğacak bir tasarımın başlangıcı.

İletişim

WhatsApp: +90 534 981 97 84

Instagram: @artisanshoemakertr

Website: gezyapogren.com

Restorasyon projesi ve zanaat içerikleri için sponsorluk ve iş birliklerine açığım.

Etiketler

ayakkabıcılık antika ayakkabı kalıbı ayakkabı ustası geleneksel ayakkabı yapımı ayakkabıcılık tarihi zanaat mirası el yapımı ayakkabı ayakkabı zanaatı
```

Comments

Popular posts from this blog

How Handmade Shoes Are Really Made — Step by Step Workshop Guide

Handcrafted Shoes, Craftsmanship & Real Workshop Knowledge

Custom Handmade Shoes — What to Know Before Ordering